Servet101Başarının mutfağı, şehrin ritmi.RSS

Ekonomi ve Para

Nobel Ekonomi Ödülü bu yıl istikrar politikasının mikro temellerine verildi

2026 Nobel Ekonomi Ödülü, merkez bankalarının ve maliye otoritelerinin istikrar politikasında kullandığı modellerin mikro temelini kuran Robert Hall ve Michael Woodford'a verildi. Ne yaptılar, neden önemli?

Nobel Ekonomi Ödülü bu yıl istikrar politikasının mikro temellerine verildi
Stockholm Konser Salonu'nda 2025 Nobel ödülleri için kurulmuş tören sahnesi (fotoğraf 2025 törenine aittir, bu yılın törenine değil). · Karen Zhou / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0 (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0); yeniden boyutlandırıldı · CC BY-SA 4.0

12 Ekim'de açıklanan Nobel Ekonomi Ödülü iki Amerikalı iktisatçıya gitti (Reuters haberi, ARY News aktarımı). Konusu, haberlerde sık geçen bir olayla doğrudan bağlantılı: merkez bankasının faiz kararı. Kararın arkasında bir hesap var. Ödül, o hesabın nasıl kurulduğunu anlatan iki iktisatçıya verildi. Faiz bunun yalnızca bir parçası; ödül, maliye politikasını da kapsayan geniş bir çerçeveye, istikrar politikasına veriliyor.

Kim, neden aldı?

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, 12 Ekim 2026'da Sveriges Riksbank İktisat Bilimleri Ödülü'nü (halk arasında Nobel Ekonomi Ödülü) Stanford Üniversitesi'nden Robert E. Hall ve Columbia Üniversitesi'nden Michael Woodford'a verdiğini açıkladı. Gerekçe İngilizce şöyle: "for microeconomic foundations of macroeconomic stabilisation". Türkçesi kabaca, makroekonomik istikrarın mikroekonomik temelleri. Ödül 12 milyon İsveç kronu ve iki isim arasında eşit paylaşılıyor (Nobel Ödülü basın açıklaması).

Hall 1943'te Palo Alto'da (Kaliforniya), Woodford 1955'te Chicopee'de (Massachusetts) doğmuş. İkisi de doktorasını MIT'de yapmış: Hall 1967'de, Woodford 1983'te (Nobel Ödülü basın açıklaması).

Çözülmeye çalışılan sorun

Ekonomi düz bir çizgide ilerlemiyor. İşlerin iyi gittiği, talebin kabardığı dönemler var; ardından işsizliğin arttığı, büyümenin yavaşladığı dönemler geliyor. Akademi'nin anlatımıyla, John Maynard Keynes'ten bu yana fikir şu: Durgunlukta faizi indirip bütçe açığını artırarak ekonomiyi canlandırmak, aşırı ısınmada tersini yapmak (Nobel Ödülü basın açıklaması). Buna "istikrar politikası" deniyor. Aracın gaz ve fren pedalı gibi çalışmasını düşünebilirsiniz.

Sorun 1970'lerde çıktı. Petrol krizleri sırasında eski Keynesçi modeller işlemedi. İşsizlik azalmadı, enflasyon ise kontrolden çıktı. Batı'da büyümenin düşük, işsizliğin ve enflasyonun yüksek olduğu bir on yıl yaşandı. Akademi'nin aktardığına göre birçok kişi istikrar politikasının fayda yerine zarar verdiğini, rafa kaldırılması gerektiğini düşünmeye başladı (Nobel Ödülü basın açıklaması).

Eski modellerin zayıf noktası, enflasyon, üretim ve tüketim gibi büyüklükler arasındaki istatistiksel ilişkilerin sabit kalacağını varsaymasıydı. Petrol krizleri bu ilişkileri beklenenden çok daha oynak hale getirince hesaplar da tutmadı (halka yönelik bilgi notu).

Aşağıdan yukarıya model

Hall ve Woodford'un yaptığı, modeli tepeden değil tabandan kurmak oldu. Ekonomide olup biten, milyonlarca hanenin ve binlerce şirketin tek tek verdiği kararların toplamı. Enflasyon, şirketlerin fiyat kararlarından; tüketim, hanelerin harcama kararlarından çıkıyor. Modeli bu karar vericilerden başlayarak kurunca, bu insanların geleceğe bakarak davrandığı da hesaba girmiş oldu (halka yönelik bilgi notu).

Hall: Harcamamız beklentimizi ele veriyor

Bir hanenin ne kadar harcayacağı yalnızca bugünkü gelirine değil, gelecekten ne beklediğine de bağlı. Sorun, beklentinin gözle görülememesi. Araştırmacılar yıllarca beklentiyi ölçecek bir gösterge aradı, bulamadı.

Hall soruyu tersine çevirdi. Harcama beklentiye göre şekilleniyorsa, harcamanın kendisi beklentinin göstergesidir. İnsanlar ancak yeni bir bilgi gelince, yani önceden bilinemeyen bir şey olunca harcamalarını değiştirirler. O halde harcamadaki değişimin önceden tahmin edilememesi gerekir. Test edildi ve teori tuttu. Akademi'nin ifadesiyle şüpheci meslektaşları bile ikna oldu. Hall bu sonucu 1978 tarihli bir makalede yayımladı (Hall, R. E., 1978, Journal of Political Economy 86(6): 971–987; halka yönelik bilgi notu, bilimsel arka plan).

Teorinin getirdiği ölçüt bir şeye daha yaradı. Teoriden sapan, yani harcama değişimi önceden tahmin edilebilen haneler ise örneğin borçlanamayan ya da hiç birikimi olmayan, eline geçeni harcayan hanelerdir. Bu ölçüt sayesinde araştırmacılar, böyle haneler ne kadar yaygın diye bakabildi. Hall ile Fredric Mishkin'in 1982 tarihli çalışması, tek tek hanelerin verisini kullandı (Michigan'daki PSID panelinde 1969-1975 arası 2.309 ailenin gıda harcaması; Hall ve Mishkin, 1982, Econometrica 50(2): 461–481). Akademi'nin özetine göre bu hanelerin yaklaşık yüzde 80'i teoriye uygun karar veriyordu, geri kalanı "günü kurtaran" kesimdeydi. Oranlar zamana ve ülkeye göre değişiyor, ama kestirilebiliyor (halka yönelik bilgi notu, bilimsel arka plan).

Woodford: Hepsini tek bir çerçevede toplamak

Woodford 2003 tarihli bir kitapta (Interest and Prices, Princeton University Press) bu parçaları birleştirdi: Üç denklemli, tam bir model. Akademi bunu sonraki bütün yeni Keynesçi modellerin prototipi olarak tanımlıyor ve işlevini politika yapıcılar için bir tür laboratuvar olarak anlatıyor. Faiz indirilirse üretime ve enflasyona ne olur? Belli bir durumda enflasyonu dengelemek için faiz ne kadar artırılmalı?

Modelin ilk sonucu faizin tüketimi etkilemesi. Merkez bankası faizi indirince tasarruf daha az kazandırır, bugünkü harcama artar. Faizin ne teşvik ne de kısıcı olduğu bir "nötr" (doğal) düzey de var. İkinci sonuç, fiyatların yapışkan olması: Şirketler talep ya da maliyet her değiştiğinde fiyatı her seferinde değiştirmez, çünkü bunun maliyeti yüksektir. Talep düşünce fiyatlar hemen düşmediği için arz fazlası ve durgunluk ortaya çıkabilir.

Şirketler de geleceğe bakıyor. Rakiplerin fiyatlarının ve kendi maliyetlerinin artacağını bekleyen şirket bugünden daha yüksek fiyat koyar. Bu yüzden insanların faizin ileride nereye gideceğine dair beklentisi enflasyon için önemli. Akademi'ye göre bunun bir sonucu, merkez bankalarının güvenilir ve şeffaf olmasının önem kazanması; ne düşündüklerini ve ne planladıklarını açık, inandırıcı biçimde anlatmak bankaların işleyişinde vazgeçilmez bir yer tuttu (Akademi'nin ifadesi: "vital to their operations"). Enflasyonu belirleyen ikinci etken ise Woodford'un tanıttığı üretim açığı: ekonominin gerçek üretimi ile fiyatlar serbestçe ayarlansaydı ulaşacağı üretim arasındaki fark. Politikanın işi bu farkı sıfıra yaklaştırmak.

Akademi bir örneği de öne çıkarıyor. Doğal üretim, yani fiyatlar serbestçe ayarlansa ulaşılacak üretim düzeyi, zamanla değişebilir. Enerji fiyatlarının fırlaması gibi olumsuz bir arz şoku doğal üretimi düşürür. Talep aynı kalırsa, ya da talep düşse bile doğal üretimden daha az düşerse, üretim açığı pozitif olur; maliyetleri artan şirketler fiyatlarını yeterince yükseltmediğinde bu mümkündür. Böyle bir durumda Woodford'un modeli, eski Keynesçi modellerden farklı olarak faiz artırımı gibi soğutucu bir adım öneriyor. Her arz şoku için otomatik bir faiz artışı demek değil bu; öneri, açığın pozitif olması koşuluna bağlı. Akademi'nin değerlendirmesi, bu bakışın son yıllardaki arz şoklarına 1970'lerdekinden daha iyi cevap verebilmeyi mümkün kıldığı yönünde (halka yönelik bilgi notu).

Neden önemli?

Akademi'ye göre bu modeller bugün dünyanın dört bir yanındaki merkez bankaları ve maliye bakanlıklarında kullanılıyor (basın açıklaması). Popüler bilgi notundaki cümleyle, bir merkez bankası faiz kararını açıkladığında, kararın girdilerinden birinin bu modellerle yapılmış bir hesap olduğundan emin olabilirsiniz (halka yönelik bilgi notu).

Akademi, bunun pandemide ve son yıllardaki enerji krizlerinde faydalı olduğunu, bu dönemlerin 1970'lerdeki kadar uzun süreli büyüme ve enflasyon sorunu bırakmadığını söylüyor (halka yönelik bilgi notu). 1930'lardaki gibi bir buhrana da saplanılmadığını ekliyor. Akademi durgunlukların ve yüksek enflasyon dönemlerinin ortadan kalkmadığını, yalnızca daha kısa sürdüğünü de vurguluyor. Bu bir Akademi değerlendirmesi; her ülkede her dönemde aynı sonucun alındığı anlamına gelmiyor.

Akademi ayrıca istikrarın, ekonomideki iniş çıkışlardan özellikle zarar görenler için önemli olduğunu belirtiyor. Küçük marjlarla yaşayan daha yoksul haneler bu grupta sayılıyor (halka yönelik bilgi notu).

Yeni Keynesçi modeller son söz de değil. Akademi bunu açıkça söylüyor: Modeller geliştirilmeye devam ediyor ve her ülkenin koşullarına uyarlanabiliyor. İsveç Merkez Bankası'nın kendi koşullarına göre uyarlanmış bir modeli olduğu da örnekler arasında.

Tören nerede, ne zaman?

Ödüller 10 Aralık'ta, Alfred Nobel'in ölüm yıldönümünde, Stockholm Konser Salonu'nda (Konserthuset) verilecek. Aynı törende fizik, kimya, tıp ve edebiyat ödülleri de takdim ediliyor (Nobel Ödülü 2026 tören sayfası). Yazının görseli, bu salonun 2025 ödülleri için hazırlanmış sahnesi; yani geçen yılın töreninden bir kare (Commons açıklamasına göre).

Bu yazı bilgi amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.